Avrupalı savaşçılar Filipinler'de IŞİD’e katılıyor

IŞİD’in Suriye ve Irak’taki merkez topraklarını kaybetmesiyle beraber, grup için savaşmak isteyenler başka yerlere gitmek zorunda kaldı. Filipinler IŞİD destekçileri için daha çekici bir seçenek olmuşa benziyor. Bu yıl daha önce hiç görülmemiş sayıda Avrupalı savaşçı IŞİD’e katılmak üzere Filipinler'e geçmeye çalıştı ve bunlardan bazılar da başarılı oldu.
2014’de "Hilafet" ilan etmesinin ardından IŞİD dünyanın çeşitli yerlerindeki militan gruplardan biat almıştı. IŞİD’e katılanlar arasında bazı Ebu Seyyaf tugayları, Maute Grubu, Ensar el Hilafe (Filipinler Kolu) ve Bangsamoro İslami Özgürlük Savaşçıları gibi Filipin merkezli birçok örgüt de bulunuyor. Bu gruplar ve bölgedeki bazı diğer grupların bir araya gelmesi ile Doğu Asya IŞİD’i kurulmuştu. Filipinli İsnilon Hapilon genel emir olarak atanmış ancak farklı gruplar arasında operasyonel özgürlük gayet belirgin durumdaydı.
IŞİD’e katılmadan önce dahi bu Filipinli gruplardan bazılarında yabancı militanlar yer almaktaydı ama en çok Malezya ve Endonezya gibi çevre ülkelerden geliyorlardı. Sonraki dönemdeyse bölge dışındaki yerlerden de savaşçılar gelmeye başladı.
2017’nin Mayıs ve Ekim ayları arasında Maravi şehri için verilen savaşta IŞİD militanları kenti ele geçirmiş ve bu olay büyük ses getirmişti. Bölge ülkelerinden gelenlerin yanısıra bölge dışından gelen yabancı savaşçıların çatışmalara katıldığı belgelenmişti. Bu savaşçıların hangi ülkelerden geldikleri ve sayılarının ne olduğunu belirlemek oldukça zor ancak Filipinler hükümeti yetkilileri militanların Suudi Arabistan, Yemen ve Çeçenistan’dan geldiğini söylerken diğer kaynaklar ise daha fazla milletten savaşçının bölgede hazır bulunduğunu aktarıyor.

"Yabancı Savaşçı olmak isteyenler yola koyulur"

Maravi savaşından birkaç ay sonra, 22 Ocak’ta, İspanyol biri Mindano yakınlarındaki bir ada olan Basilan’da bir IŞİD militanı ile beraber tutuklandı. Bu bir Avrupalının IŞİD’e katılmak amacıyla başarılı bir şekilde Filipinler'e ulaştığı ilk vaka olarak kayıtlara geçti. Sanıkla birlikte iki el bombası ve bomba yapımında kullanılan malzemeler ele geçirildi.
Yine Ocak ayında, İngiltere vatandaşı Lewis Ludlow, IŞİD’e katılmak üzere uçakla Filipinler'e gitmek üzereyken yakalandı. Uçağa binmesi engellenmesine rağmen, Ludlow İngiltere’de sosyal medya hesapları açıp Paypal üzerinden para toplayarak Filipinler'e para göndermek için çalıştı.
Ludlow’un Filipinler'de görüştüğü kişi Ebu Yakin’di. IŞİD bağlantıları konusunda uzman olan araştırmacı Pawel Wojcik, bu isimde bir kişinin Sulu adasında bulunduğunu tespit etti. Eğer Ludlow’un irtibat halinde olduğu kişi bu militansa, Ludlow büyük ihtimalle Sulu’ya gitmek istedi. Ancak şu ana kadar bu iddia doğrulanamadı.

Türk uyruklu birisi de yakalandı

Nisan ayında iki kişi Almanya’dan Filipinler'e geçmek üzere yolculuk yapmak isterken yakalandı. Bir Alman daha ülkeden çıkamadan polis tarafından gözaltına alınırken, Türk uyruklu Emre U. ise Bangkok’a kadar yakalanmadan gitmesine rağmen burada gözaltına alındı ve sınır dışı edildi.
Alman polisi Filipinler'e gitmek amacıyla bu tür üç ayrı girişim yaşandığını söyledi ancak üçüncü vaka ile alakalı bilgi vermekten kaçındı ve bu kişinin Filipinler'e varıp varmadığı hakkında yorum yapmadı.
Son olarak da İsviçre hükümetinin açıklamasına göre, bir İsviçre vatandaşı Mayıs ve Ağustos ayları arasında ülkesinden ayrılarak başarılı bir şekilde Filipinler'deki cihadi gruplara katıldı. Birden fazla devlet kurumu sorulan sorulara cevap vermeyi reddederken, Filipinler'deki cihadi grupların durumu göz önüne alındığında İsveç vatandaşı büyük ihtimalle IŞİD bağlantılı bir gruba katıldı.
Bütün bu vakalar daha önce hiç olmadığı kadar fazla Avrupalının Filipinler'de IŞİD’e katılmak için girişimde bulunduğunu ve bazılarının da bu konuda başarılı olduğunu gösteriyor. 
Bu vakalardan önce kayıtlara geçen tek isim Ryan Counsell, İngiltere’den ayrılıp Filipinler'e gitmek üzere plan yaparken 2016 yılında tutuklanmıştı. Ayrıca belirtmek gerekiyor ki, bu vakada yakın geçmiştekiler gibi sanıkların yola koyulması ve hatta hedeflerine ulaşması gibi bir durum söz konusu olmamıştı.

"Avrupalılar haricinde de Filipinler'e gitmek isteyenler var"

Avrupalıların yanısıra, diğer bölgelerden de yabancı savaşçılar Filipinler’e doğru harekete geçti. Bir Mısır vatandaşı Basilan’a gitmeye çalışırken Şubat ayında yakalandı. BAE doğumlu bir kişi de aynı ay içinde yakalandı ve bu kişinin IŞİD’in Suriye komutanlarından birisi olduğu anlaşıldı.
31 Temmuzda, patlayıcı dolu bir minibüs Basilan adasındaki bir güvenlik noktasında patlatıldı. Sürücünün de aralarında bulunduğu 11 kişi ölürken birçok kişi de yaralandı. IŞİD saldırıyı üstlenirken, sürücünün Fas uyruklu olduğunu iddia etti. Manila’daki yönetimine göre, bu kişinin çocukları da ülkedeydi. IŞİD tarafından Ağustos ayında servis edilen bir dizi fotoğraf arasında, Arap görünümlü bir kişi ve bir çocuğun olduğu bir fotoğraf da vardı.

Potansiyel IŞİD savaşçıları için yeni ve büyüyen bir istikamet

IŞİD savaşçısı olmak amacıyla Filipinler'e geçmeye çalışanların sayısındaki artışın arkasında bir çok faktör var ve burası gelecekte de popüler bir istikamet olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Geçtiğimiz yıllarda Irak ve Suriye’ye IŞİD’e katılmak üzere 40.000 yabancının gittiğine inanılıyor. Ancak ardı ardına alınan büyük yenilgiler, grubu küçük bir alana sıkıştırdı. IŞİD’e katılmak isteyenler için buralara gitmek artık eskiden olduğu gibi bir seçenek değil, eğer gruba katılmak istiyorlarsa başka bir yer bakmak zorundalar.
IŞİD’in Suriye ve Irak dışındaki kollarının aslında hepsi yabancı savaşçı çekti. Ancak birkaçı hariç bu bölgelere ulaşmanın zor olması ve IŞİD’in buralarda güçsüz olması yabancı savaşçıların buralara çok fazla yönelmemesine neden oldu.
Libya da geçmişte potansiyel bir istikametti ancak IŞİD’in buradaki varlığı da iyice küçüldü. IŞİD’in Horasan (Afganistan ve Pakistan bölgesi) koluna katılmak isteyen yabancı savaşçılar olduğu iddiaları da var. Buralara daha çok Cezayir ve Fransa’dan katılım sağlamak isteyenler var ancak IŞİD bu bölgede de büyük darbeler aldı. Grubun Cevzcan kuzeyindeki kuvvetleri geçtiğimiz ay Taliban tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı ve bu bölge Taliban’ın kontrolüne geçti. Kaçan militanlardan yüzlercesi de Afgan hükümetine teslim oldu. Bu nedenden dolayı Horasan da daha önceden olduğu gibi yabancı savaşçılar için çok çekici bir nokta değil.

"IŞİD bölgede bilinen bir güç oldu"

IŞİD’in Filipinler kolunun diğer kollara kıyasla burayı daha çekici kılan özellikleri var. Grubun hareketliliği özellikle Maravi savaşından sonra bölgede iyice bilinir hale geldi.
Aralarında bölge emiri Isnilon Hapilon ve birçok anahtar komutanın da bulunduğu nerdeyse 1000 savaşçısını kaybederek fiziksel olarak büyük bir darbe almasına rağmen IŞİD, Maravi savaşı ile birlikte bölgeyi destekçilerinin gündemine taşımayı başardı. Militanların bütün bir şehri kontrol altına almaya muktedir olduğunun ispatlanması IŞİD için büyük bir başarıydı zira bunu başarabilen IŞİD yapılanmalarının sayısı çok az.
Bu etki, IŞİD'e bağlı Amak Ajansı'nın açıklamaları, foto galerileri ve çatışmalarda çekilen görüntülerle yapılan geniş çaplı propaganda ile katlandı.
IŞİD’in aylık dergisi Rumiya’nın 10. sayısında “Doğu Asya’daki Cihad” başlığı altında yayınlanan çok sayıda makale Filipinler odaklıydı. Al-Hayat, “Hilafetin İçinde 3” isimli Maravi’de çekilen bir film yayınladı. Serinin yedi filminden sadece bu film Suriye ve Irak dışında çekilmişti. “Maravi’deki Kardeşler” isimli bir marş da hazırlandı.
Propaganda yavaşlamasına rağmen hala devam ediyor ve Filipinler IŞİD destekçilerinin aklında tutulmaya çalışılıyor. Amak Ajansı sık sık güvenlik güçleri ile militanlar arasında yaşanan çatışmalarının görüntülerini, günlük yaşamdan fotoğrafları ve ölen savaşçıların anıldığı programları yayınlıyor. IŞİD, Filipinler’den propaganda materyali almaya devam ettiği sürece, burası yabancı savaşçılar için bir çekim merkezi olmaya devam edecektir.

Yabancı savaşçılar tecrübe ve propaganda değeri taşıyor

Meselenin belki de en önemli noktası, IŞİD’in insanlara birçok defa Filipinler'e gitmeleri için çağrıda bulunması oldu.
IŞİD'e bağlı Al Hayat medya kurumu tarafından, 2017’nin Eylül ayında servis edilen bir videoda Suriye’de savaşan Singapurlu bir yabancı savaşçı insanları “Doğu Asya’daki mücahidlerin saflarına katılmaya ve haçlılara kara günler yaşatmaya veya Şam, Horasan, Yemen, Batı Afrika ve Libya’ya gitmeye” çağırdı.
Videoda Doğu Asya’nın özellikle vurgulanması dikkat çekiciydi. 2017 yılının Temmuz ayında Hapilon da Rumiya’da yayınlanan röportajında insaları Filipinler'e gelmeye çağırmıştı.
IŞİD’e bağlı kolların aktif olduğu diğer bölgelerin aksine Filipinler, dünyanın her tarafından gelen turistleri taşıyan uçakların uğrak noktalarından bir tanesi ve popüler bir tatil merkezi. Bu durum yabancı savaşçıların bölgeye ulaşmasını kolaylaştırırken, bölgede bulunanlara da yakalanmaları halinde turist olduklarını iddia etme fırsatı veriyor. İngiliz Ludlow havaalanında durdurulduğunda bir “cinsellik turisti” olduğunu iddia etmişti. Pasaportuna el koyulmuş ancak göz altına alınmamıştı.
Bu şekilde Filipinler'e gitmek belki zor olsa da, yabancı savaşçıların kullanabileceği çok iyi bilinen kaçakçılık rotaları var. IŞİD’in sadece bu amaçla Malezya’da hücreler kurulduğu da biliniyor.
IŞİD’in Filipinler kolu için, olası bir yabancı savaşçı akını birçok avantaj anlamına geliyor. Maravi için verilen savaşta 1000’e yakın militan öldü ve grubun hareketliliği de bu nedenle azaldı. Yeni katılımlarla grup, Avrupa’dan geleceklerin herhangi bir çatışma tecrübesi olmamasına rağmen eski gücüne tekrar kavuşabilir.
Tecrübeli yabancı savaşçılar ise, çok daha faydalı birer araç olacaktır. Eğer bu kişiler Suriye veya daha başka yerlerde daha önce savaşmışlarsa IŞİD merkezi ve diğer IŞİD kolları ile önemli bağlantı hatları kurabilir. Bu savaşçılar ayrıca beraberinde getirmeleri muhtemek teknik uzmanlıkla bölgedeki IŞİD faaliyetlerinin yoğunlaşmasını sağlayabilir. Bomba yapımı ve silah eğitimi verebilecek yabancı savaşçılar yerel miltanların etkinliğini artırabilir.
Basilon’daki bomba yüklü araçla yapılan saldırı (SVBIED) büyük ihtimalle yabancı tecrübesinin bir meyvesi ve IŞİD tarafından Irak ve Suriye’de kullanılan taktiklerin diğer bölgelerde de kullanılması halinde ne derece etkili olabileceğinin bir kantı.
SVBIED üzerine çalışmalar yapan Hugo Kaaman, Basilon’daki saldırının fotoğraflarını inceledeğinde bu saldırıdaki patlama şiddeti ile IŞİD’in yaptığı saldırılardaki patlama şiddetinin benzer olmasını, saldırılar arasında bir şekilde bilgi aktarımı olmasına bağlıyor.
Bu demek oluyor ki, IŞİD’in Filipinler kolu örgütün Suriye ve Irak’ta uzun yıllar süren savaş sonucunda geliştirdiği silahların bilgilerine sahip olabilir. Kaaman’a göre bu durum, “yerel savaşçıların kendileri de aynı süreçten geçmesine gerek kalmadan daha etkili ve gelişmiş saldırılar” düzenlemesi anlamına geliyor.
Ek olarak şunu da belirtmekte fayda, birçok vakada yerel savaşçıların intihar bombacısı olmayı reddettiği biliniyor. Basilon saldırısındaki sürücünün Faslı olması da büyük ihtimal bu yüzdendi. Bir yabancı savaşçı akını yaşanması halinde bu tür saldırıların sayısı da artacak ve Filipinler'deki güvenlik güçleri ve sivil halk daha büyük bir tehlike altına girecektir.
IŞİD bağlantıları uzmanı Wojcik’e göre, Filipinler devleti yabancı savaşçılar meselesinden kaygı duymalı. Bu yeni savaşçılar “selefi-cihadi ideolojinin sağlamlaşmasına ve bölgedeki cihadi zeminin değişmesine dolayısıyla da Filipinler'de şiddetin tırmanmasına” yol açabilir.  
Daha ölümcül taktikler kullanan, daha fazla radikalleşmiş ve küreselleşmiş bir cihadi hareket Filipinliler için daha da zor bir savaş  manasına gelebilir.

Yabancı savaşçıların ülkelerine geri dönmeleri

Yabancı savaşçılar konusu Avrupa için de bazı endişeler taşıyor. Geçtiğimiz yıllarda Suriye’deki yabancı savaşçı akını esnasında geri dönenlerle nasıl baş edileceği tartışılan birçok konudan bir tanesi olmuştu. Filipinler'e gidip geri dönecek savaşçı sayısı Suriye ve Irak’ta olduğu gibi onbinlere asla ulaşmayacak ancak aynı sorular onlar için de hala geçerli.
Geri dönenler halihazırda meşgul durumdaki istihbarat servisleri tarafından izlenmek zorunda. Kendi ülkelerinde şiddet eylemleri gerçekleştirmeseler bile bu insanlar memleketlerinde radikal ağlara katılabilir, bu yapıların genişlemesine yardım edebilir ve yeni ağlar kurabilir.
Derhal ilgilenilmesi gereken bir başka konu da, IŞİD kontrolündeki bir bölgede yaşayan birisinin, insanları kendi ülkelerine saldırmaları için ikna etmesi ve yönlendirmesi şeklinde gelişen “uzaktan yönetilen saldırılar.” Bu yöntemde saldırgana süreç boyunca rehberlik ediliyor, gerekli destek ve bilgi veriliyor ve hatta bazı vakalarda saldırıda kullanılacak silah ve patlayıcılar dahi sağlanıyor.
Geçmişte yaşanan saldırılar daha çok Suriye’den kontrol edildi ancak IŞİD’in buradaki toprak kaybı bu taktiğin kullanılmasını zorlaştırdı.
IŞİD’in diğer kolları da bu taktikten geçmişte faydalandı. Afganistan’daki militanların geçmişte uzaktan kontrollü saldırılar düzenlemeye çalıştıkları biliniyor. Eğer Batılıların Filipinler'deki sayısı artarsa bu tür saldırıları girişimlerinin olma olasılığı kesinlikle göz ardı edilmemelidir.
Bu taktik şimdiden Filipinler'de kullanıldı bile. Russel Salic isimli bir Filipinli, Kanada vatandaşı biri ile New York’ta bir saldırı gerçekleştirmek için irtibat halindeydi. Bu çerçevede Kanadalıya bir miktar para dahi gönderdi.
Salic’in,Malezya’da saldırı yapması için Bin Rosni’ye para göndermesi örneğinde olduğu gibi başka yerlerdeki saldırıları da finanse ettiği düşünülüyor. Salic’in gönderdiğinin paranın ulaşmasından iki gün sonra Malezya’da gerçekleşen ve IŞİD tarafından üstlenilen el bombalı saldırıda sekiz kişi yaralanmıştı. Rosni daha sonra saldırıya katıldığı gerekçesiyle tutuklanmıştı.
Wojcik’e göre yabancı savaşçı sayılarındaki güncel veriler, 2016 ve 2017 yılındaki seviyelere henüz ulaşmadı ancak du durum her an değişebilir. Gidecek çok fazla yeri kalmayan yabancı savaşçıların yeni gözde durağı Filipinler olabilir. IŞİD’in Doğu Asya kolu için yapacağı propaganda miktarı gelecek yabancı savaşçıların sayısında büyük bir rol oynayacaktır.
Kesin olan tek şey var, o da bölgeye daha önce hiç bu kadar sayıda Avrupalı yabancı savaşçı bölgeye girmeye çalışmamıştı. Bölgeye ulaşmayı başaran Avrupalıların sayısı bir elin parmaklarını geçmese de bu durumun bir anda bir akına dönüşmesi riski Filipinliler'i, bölgeyi ve Avrupa’yı endişelendirmelidir. Daha küresel ve daha radikal bir savaş Filipinliler için daha fazla tehlike anlamına geldiği gibi bölgedeki yabancı savaşçıların ülkeleri için de IŞİD’in sürekli olarak güç kaybettiği bir dönemde dünyanın öbür ucunda başarılı bir operasyon hattı kurması kabul edilemez.
Söz konusu yayında kullanılan dil, akademik çalışmalara orjinal haliyle kaynaklık edebilmesi için olduğu gibi aktarılmıştır.

Yorum Gönder

0 Yorumlar