Batılı araştırmacılar endişeli: 'Afganistan'dan çekilmenin bedeli ağır olabilir'


ABD'nin Afganistan'daki askerlerinin yarısını çekeceğine dair söylentiler, ülkede devam eden savaşta yeni bir dönüm noktasının ufukta olduğunu ortaya koyuyor. Batılı araştırmacı ve uzmanlar ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin Taliban için bir zafer anlamına geldiği görüşünde. Thomas Joscelyn ve Bill Roggio tarafından kaleme alınan değerlendirme Afganistan'dan olası bir çekilme sonrasına yaşanabilecekleri ortaya koyuyor. Long War Journal'de yayınlanan değerlendirme Mepa News okuları için tercüme edildi.
*
İlk önce Suriye'ydi, sonra Afganistan geldi. İki gün önce Başkan Trump, hatalı bir şekilde IŞİD'in mağlup edildiği iddiasıyla, ABD birliklerinin Suriye'den çekileceğini ilan ederek tüm dış politika uzmanları topluluğunu şoka uğrattı. Son 24 saat içerisinde de, ABD'nin Afganistan'daki güçlerinin neredeyse yarısını bir an önce geri çekeceği ve muhtemelen kalanını da 2019'un sonunda çekeceğine dair haberler çıktı.
Trump'ın kararı bizim için şaşırtıcı değildi. Ekim ayından beri Afganistan'dan çekilme emrinin her an gelebileceğini bildiriyorduk.
Birçokları savaşın uzunluğuna (17 sene), muazzam batık maliyete ve Afgan hükümetinin kendi ayakları üzerinde durma kabiliyetinin olmayışına işaret ederek bu hamleyi olumlu karşıladı. Bu internet sitesinin dikkatli okuyucuları bizlerin savaşa harcanan çabaları ve özellikle ABD askeri yetkilileri tarafından kullanılan umut verici söylemi eleştiriyor olduğumu fark edecektir. ABD öncülüğündeki savaşa yönelik bir başka keskin eleştiri kaleme alabilirdik.

Çekilme kararı ve mağlubiyet

Bize "bitmeyen bir savaştan" daha fazla rahatsızlık veren, açık bir cihat yanlısı zaferi. Ve Trump'ın ülkedeki az sayıda Amerikan gücünü çekmesiyle bu neredeyse kesin hale geliyor.
Taliban ve El Kaide yıllardır takipçilerine zaferin ufukta göründüğünü söylüyordu.  Molla Ömer'in şöyle söylediği alıntılanıyordu: "Şüphesiz ki Allah bize zaferi vadetti, Amerika ise yenilgiyi. Bu iki vaatten hangisinin gerçekleştiğini göreceğiz."
Daha yakın zamanda, El Kaide lideri Eymen ez Zevahiri, Taliban'ın dirilen Afganistan İslam Emirliği'nin, yeni bir hilafetin çekirdeği olacağını iddia etti. Usame bin Ladin'in halefinin Afgan cihadına verdiği önem işte böyle. Benzer şekilde, Hint Altkıtası El Kaidesi lideri 2017 yılında Trump'ın "Önce Amerika" politikasının Amerika'nın Afganistan'dan çekileceği anlamına geldiği, dolayısıyla küresel liderlik pozisyonunu kaybedeceğinin sinyalini verdiği tahmininde bulunmuştu.
Bugün, onların tahminleri adeta birer kehanet gibi gözüküyor. ABD güçlerinin aceleci geri çekilişi Taliban ve El Kaide'ye bir zafer verecek. Mücahitlerin Afganistan'da bir süpergücü hezimete uğrattığı gibi, onlar da şimdi bir ikincisini mağlup ettiklerini söyleyecek. Bunun küresel cihat yanlısı harekete vereceği itici güç ilerleyen yıllarda hissedilecek.
(...)

Taliban ve El Kaide için zafer

ABD güçlerinin ani çekilişi Taliban'a, 11 Eylül 2001 öncesinde ve sonrasında El Kaide'ye ev sahipliği yapan gruba açık bir zafer verecek.
Bu aynı zamanda, ABD işgalinden bu yana Taliban'ın değişmez bir müttefiki olan El Kaide için de bir zafer olacak. Zevahiri, Taliban'ın şu anki lideri Molla Heybetullah Ahundzade'ye, ondan önceki iki lidere biat ettiği gibi biat etmiş durumda. Ahundzade'nin en üst düzey yardımcısı Siracuddin Hakkani, Afgan savaş sahasında uzun süre El Kaide ile birlikte çalıştı. Gerçek şu ki Siracuddun Hakkani ve babası Celaleddin, bölgede El Kaide'ye ilk baştan beri tutunacak bir zemin sağladı.
Eylül ayının başında Celaleddin Hakkani'nin ölümü açıklandığında, El Kaide'nin genel komutanı onu Bin Ladin'in kardeşi olarak methetti. El Kaide, Ahundzade ve Siracuddin'den "İslam Emirliği'ndeki emirlerimiz" olarak bahsetti, Taliban'ın bir emirlik inşa etme projesine sadık kaldıklarını söyledi.
(...)
Bunlar yalnızca söylemden ibaret değil. Çok sayıda bağımsız rapor ve değerlendirme, El Kaide'nin Taliban'a çatışan güç sağlarken aynı zamanda kendi mensuplarını Taliban içerisine askeri eğitmen ve danışman olarak yerleştirdiğini onaylıyor. Hint Altkıtası El Kaidesi 2014 yılında birkaç sebeple kuruldu, ancak kurulmasının temel sebebi Taliban'ın İslam Emirliği'ni yeniden inşa etmesine yardım etmekti. Hint Altkıtası El Kaidesi'nin mensupları bugüne dek Taliban'daki yoldaşlarına hizmet etmeye devam ettiler.
El Kaide Afganistan'daki teşkilatlanmasının kapsamını yıllar boyu sakladı. Grup devasa eğitim kamplarından video ve fotoğraflar dahi paylaşmadı. Bu, saf analistleri El Kaide'nin ülkedeki sadece ufak bir zemini olduğu yönünde kandırmaya yeterliydi. Elbette, Batı'daki Taliban apolojistlerinin de bir endüstrisi var. Önümüzdeki aylarda onların, Taliban'ın El Kaide ile devam eden ittifakını ciddiye almayı reddetmeleri de bir imtihandan geçecek.
Muhakkak, Amerikan güçleri Afganistan'ı terk ettiğinde, El Kaide'nin bazı faaliyetlerini tanıtmaya başlayacağını tahmin ediyoruz. Zevahiri'nin adamları Amerika'nın mağlubiyetini, ABD'nin onları yenemediğini överek, çekici bir eleman kazanma vasıtası olarak kullanacak.

Zayıf olan uzlaşı zeminini daha da zayıflatmak

Bu sonbaharda, ABD yönetimi Zalmay Halilzad'ı Taliban ve Kabil hükümeti arasında bir barış anlaşması üzerinde uzlaştırmakla görevlendirdi. Long War Journal çok açık şekilde düşünüyor ki bu çabaların başarıya ulaşma şansı çok az.
Taliban ile uzlaşma çabaları geçmişte fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Taliban etkisiz, ABD'nin maşası ve kuklası olarak gördüğü Afgan hükümetiyle görüşmeyi ısrarlı bir şekilde reddetti. Taliban hükümetle görüşmeyi dahi düşünmezken, Amerikan birliklerinin ülkeyi terk etmesini, Taliban tutsaklarının serbest bırakılmasını ve liderlerinin BM yaptırım listesinden çıkarılmasını talep etti.
Taliban aynı zamanda demokrasiyi, hükümetle güç paylaşımını reddediyor ve daha önemlisi, seçimlerin gayri İslami olduğunu söylüyor. Bazı Afganistan gözlemcileri bu pozisyonların uzlaşıya açık olduğunu iddia etse de, Taliban geçmişte bu radikal prensiplere sıkı sıkıya bağlı olduğunu kanıtladı. Batı sıklıkla Taliban'ın ideolojik bağlılığını olduğundan az olarak gösteriyor.
Uzlaşı görüşmelerinin bir anlaşmayla sonuçlanacağına inanın yahut inanmayın -ki biz inanmıyoruz- ülkeden 7 bin askerin acil olarak çekilmesi Halilzad'ın pozisyonunu güçlendirmeyecektir. Gerçek şu ki büyük ölçüde zayıflatacaktır.
ABD'nin askerlerini çekmeye başlayacağına dair haberlerin çıkmasından önce, Halilzad ve diğer ABD yetkilileri hızlı bir uzlaşı peşinde koşarak Amerikan zayıflığının sinyallerini verdi. Nisan 2019 ile birlikte bir anlaşma istediklerini söylediler. ABD bu görüşmelere Afgan hükümetinin katılımı olmadan giriyor, bu Taliban'ı meşrulaştıran, Başkan Eşref Gani yönetimini ise gayrimeşru hale getiren bir hamle.
Hiç şüphesiz Taliban Trump'ın çekilmesini ABD'nin çaresizliğinin bir diğer kanıtı olarak görüyor. Önceden de Taliban'ın iyi niyetle uzlaşı görüşmelerini yürüttüğünü düşünmek için neredeyse hiçbir sebep yoktu. Şimdi ise hiç yok. Taliban ABD'yi kandırıp oyalayabilir ve hiçbir şeyden vazgeçmeden ABD'nin taviz vermesine sebep olabilir.
Başlangıçtan beri Taliban bunun "cihadın başarısı için Amerikan işgalcilerle savaş ve görüşme" olduğunda ısrarcıydı, yani Amerika'yı çıkarmak için.
Taliban hali hazırda bu hedefi başardı.

Afgan ordusunun olası çöküşü ve savaş ağalarının dönüşü

Afgan Ulusal Güvenlik Savunma Güçleri (AUGSG) Taliban öncülüğündeki direnişi ve IŞİD'i önlemede, ülkedeki 15 bin ABD askerine rağmen zorluk yaşıyor. Afgan askeri karakolları rutin olarak çevik ve atik hareket eden Taliban güçlerince ele geçiriliyor. Cihat yanlıları bu yıl Ferah ve Gazni şehirlerinde geniş alanları dahi bir süreliğine ele geçirdi. Taliban inisiyatifini korurken asker ve polis geniş olarak savunma pozisyonunda. AUGSG kayıpları geçtiğimiz birkaç yılda aylık ortalama 500 ila 600 arasında.
ABD ve NATO birlikleri dahi AUGSG'yi desteklemesine rağmen Taliban, Long War Journal'in devam eden bir çalışmasına göre Afganistan'ın 407 ilçesinde yüzde 13'lük bir kısmı kontrol ederken yüzde 49'luk bir kısımda da kontrol için hükümetle çekişme halinde.
ABD güçlerinin ani şekilde azaltılması şüphe yok ki Taliban'ın daha fazla bölge ele geçirme yönündeki çabalarını güçlendirecek. Tamamıyla çekilmek de Taliban'ın Afganistan'ın geniş bölgelerini kontrol etmesine giden yolu açacak.
Kısa vadede en azından bazı vilayet başkentleri ve diğer yoğun nüfuslu alanlar Taliban'ın kontrolü altına girecek. Bu büyük ihtimalle AUGSG'nin çöküşüne ve Afganistan'ın Balkanizasyonuna (kısımlara ayrılmasına) yol açacak. Savaş ağalarının geri dönüşünü ve Kuzey İttifakına benzer bir şeyin yeniden doğuşunu görmemiz olası.
(...)
Afganistan'da ABD öncülüğündeki savaşa dair yaygın hayal kırıklığının büyük bir kısmını paylaşıyoruz. Basit bir biçimde, ABD'nin ciddi sonuçları olmadan çekilebileceği fikrine karşı çıkıyoruz.
Gelecek aylarda, tıpkı Obama yönetimi esnasında yaptığımız gibi, Başkan Trump'ın kararlarının neticelerine dair de raporlar aktaracağız. Birçoklarının öğrenmediği temel bir kural vardır: "The enemy gets a vote." [Editörün notu: Bu ABD askerlerince sıklıkla kullanılan "Siz ne yaparsanız yapın beyhude olabilir, çünkü düşmanın da kendine ait bir planı vardır." anlamına gelen bir deyiştir.]

Yorum Gönder

0 Yorumlar