El Kaide ve küresel çatışma: Burkina Faso’da çatışmanın dinamikleri neler?

Afrika'da küresel çatışmanın yeni durağı olan Burkina Faso, halihazırda kıtanın en sıcak birkaç çatışma sahasından biri konumunda.
Ülkede 2015 yılında, Mali'deki savaşın bir uzantısı olarak başlayan çatışmalar zamanla Mali'den bağımsız ve kompleks bir durum haline geldi.
Burkina Faso'nun, kuzeydoğu ve kuzeybatı sınır bölgelerinde devam eden saldırılar, ülkenin tek başına üstesinden gelemediği bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Birçok saldırının faili bilinmezken, Burkina Faso Fransa'yı ülkede hava saldırıları düzenlemesi için davet etmek gibi belirli hamlelere başvurmak durumunda kaldı.
Ülkedeki çatışmaları anlamak için bundan yaklaşık 4 sene öncesine gitmek gerekiyor.

Mali'de başlayan savaş

Mali'deki ayrılıkçı hareketlerin ve Batı Afrika'da cihat yanlısı grupların güç boşluğunu kendileri açısından başarılı şekilde doldurması, aslında bölge ülkeleri için yeni bir dönemin başladığını gösteriyordu. Temelde Mali, Cezayir, Libya, Moritanya gibi ülkelerde varlık gösteren küresel cihat yanlısı gruplar Mali'deki ayrılıkçı hareketten ciddi anlamda yararlandılar.
Mali'nin yarısından fazlasını ele geçiren cihat yanlısı güçler ve ayrılıkçı hareketlerin ittifakının, basit ve geçici bir yerel çıkış olmadığı zamanla anlaşıldı. Zira cihat yanlısı gruplar bölgede yeni değildi ve kökenleri 11 Eylül öncesine kadar uzanıyordu. Mali kuzeyini merkez edinen grupların, 1990'lı yıllarda oldukça etkin olan Libya ve Cezayir gibi ülkelerdeki grupların da devamı olduğunu unutmamak gerekir. Bu tecrübe ve ağlar, bugün bölgenin neredeyse tüm ülkelerine bu varlığın nasıl nüfuz ettiğini anlamak açısından oldukça önemli.
Mali'ye yönelik Fransız müdahalesi ve cihat yanlılarına karşı bölge ülkelerinin askeri ittifakı, Ülkedeki silahlı grupların varlığını bitiremediği gibi, bu varlığın tüm bölge ülkelerini tehdit etmesine yol açtı. Bu varlığın en fazla nüfuz ettiği ülke ise Burkina Faso oldu.

Neden Burkina Faso?

Olayların neden diğer bölge ülkelerine değil de Burkina Faso'ya sıçradığı sorusunun birden fazla cevabı var.
Ülkedeki siyasi istikrarsızlık, 2015 yılındaki başarısız askeri darbe girişimi, ülkenin kendi içerisindeki sosyal ve siyasi fay hatları bunun iç nedenleri arasında gösterilebilir. Mali'nin kuzeyinde kalan Moritanya ve Cezayir'in cihat yanlısı gruplar için bir lojistik arka bahçe olması da, savaşın neden bu ülkelere sıçramadığının bir başka yanıtı.
Aynı zamanda Burkina Faso, Fransa için bölgede siyasi ve askeri bir ileri karakol niteliğinde.
Tüm bunlara ek olarak Burkina Faso'nun görece olarak daha küçük çaplı bir devlet olması ve cihat yanlılarının saldırıları karşısında daha savunmasız oluşu, ayrıca ülkenin, Mali'de cihat yanlılarının varlık gösteremediği stratejik merkezlere yakınlığı da bu tercihin nedenleri olarak gösterilebilir.

Bölgedeki cihat yanlısı varlık nasıl incelenmeli?

Burkina Faso'da ve Batı Afrika'nın genelinde cihat yanlısı grupları anlamak için öncelikle bölgenin coğrafyasının farkında olmak gerekiyor. Tüm bölgeyi kat eden Sahra Çölü, içerisindeki dağlar ve geniş düzlüklerle bu gruplar için ülkeler arasındaki sınırları etkisiz hale getiriyor.
Yüzlerce kilometrelik sınırların devletler tarafından santim santim kontrolü imkansız olduğundan, 2000'li yılların başlangıcından bu yana Batı Afrika'da cihat yanlısı gruplar için ülke sınırlarının belirleyici bir faktör olmadığı oldukça açık. Bu paralelde ilk olarak, Cezayir iç savaşının ardından Cezayir güneyine çekilen gruplarla başlayan bu hareket zamanla tüm bölgeye yayıldı. Öyle ki Fas'tan Nijer'e, Cezayir'den Burkina Faso'ya tüm Batı Afrika bu gruplar için adeta bir pazar halini aldı.
Bu açıdan Burkina Faso'da cihat yanlısı varlığın geçmişini 2015 yılıyla sınırlamak hatalı olacaktır. Örneğin 2009 yılında İtalyan bir çift Burkina Faso'nun Mali sınırında El Kaide tarafından rehin alınmıştır. Bu gibi olaylar bölgeyi genel anlamda ayrı ayrı değil, bür bütün olarak ele almanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Organizasyonel olarak çatışma nasıl doğdu?

Ülkede son dönemin ilk saldırısı 2015 yılında yaşansa da, Burkina Faso'nun ilk yerli cihat yanlısı örgütü olan Ensar ul İslam 12 Aralık 2016 tarihinde resmi olarak kuruluşunu ilan etti. Bu tarihten önce Burkina Faso'da gerçekleşen bazı saldırılar olsa da bunlar ya üstlenilmedi yahut Mali merkezli gruplar tarafından üstlenildi.
Burkina Faso'da ilk büyük saldırı ise, ülkenin başkenti Ouagadougou'da yabancıların sıklıkla ziyaret ettiği bir oteli hedef aldı. 15 Ocak tarihinde düzenlenen saldırıda en az 30 kişi ölürken, sorumluluğu İslami Mağrip El Kaidesiüstlendi. Bu saldırının ardından Burkina Faso'da cihat yanlısı faaliyetler artık bir realite olarak gündeme gelmeye başladı. Ancak gerek cihat yanlısı grupların ülkeden yaptıkları propagandalara ağırlık vermemesi, gerekse saldırıların düşük profilli hedeflere yönelik olması nedeniyle Burkina Faso uzun süre büyük bir gündem maddesi olmadı.

Cihat yanlısı grupların etki sahası


Yüksek çözünürlük için görsele tıklayın

Ensar ul İslam

Ensar ul İslam, ülkede cihat yanlısı saldırılar sürerken 16 Aralık 2016 tarihinde kuruluşunu ilan etti. Ancak grubun varlığının daha eski bir tarihe uzandığı tahmin ediliyor. Ülkenin kuzeyindeki Nassoumbou'da düzenlenen ve 12 askerin öldürüldüğü saldırının ardından kuruluşunu ilan eden grup, hali hazırda ülkenin tek yerli cihat yanlısı grubu.
Ensar ul İslam'ın, Burkina Faso'lu bir din adamı olan ve Mali'deki cihat yanlısı gruplarla bağlantısı bulunan Malam İbrahim Diku öncülüğünde kuruldu. 2017 yılının nisan ayında Diku'nun kimilerine göre bir hava saldırısı, kimilerine göre ise doğal sebeplerle ölmesiyle grubun başına kardeşi Abdusselam Diku geçti. Cafer olarak da anılan Abdusselam Diku'nun grubunun El Kaide bağlantılı olduğu biliniyor. Grup, Mali'de birleşme öncesi Ensaruddin adlı grubun Burkina Faso uzantısı olarak görülüyordu.
Mali'de cihat yanlısı grupların 2 Mart 2017 tarihinde resmi olarak Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin adı altında birleşmesiyle Batı Afrika'nın genelinde olduğu gibi Burkina Faso'da da cihat yanlısı grupların faaliyetleri sıklaştı ve organize bir hal aldı. 2 Mart 2018'de başkent Ouagadougou'da Burkina Faso ordusu ve Fransız elçiliğine yönelik saldırının ardından, ülkedeki cihat yanlısı varlığı artık üzerine değerlendirmeler yapılan bir olgu halini aldı. 4 Ekim 2018'de Fransa'nın Burkina Faso içerisindeki ilk hava saldırısıyla bu varlık artık yerel boyuttan çıkarak bölgesel ve küresel bir hüviyetle anılmaya başlandı.

Bölgede olası IŞİD varlığı

Burkina Faso meselesinde bir saha değerlendirmesi yapılırken ülkenin doğu bölgesine söz konusu olduğunda araştırmacıların soru işaretiyle yaklaştığı bir husus da IŞİD varlığı.
Bilindiği gibi Mali'nin güneydoğusunda ve Nijer sınırının belirli bir kısmında IŞİD faal durumda. IŞİD'in "Batı Afrika Vilayeti" olarak adlandırdığı bu grup, 4 Ekim 2017 tarihinde Nijer'in Mali sınırındaki Tongo Tongo bölgesinde ABD askerlerine pusu kurmuş, 4 askeri öldürmüştü. Burkina Faso'nun doğusunda saldırıların gerçekleştiği bölge, IŞİD'in etkin olduğu bölgeye oldukça yakın.
Ancak bugüne dek Burkina Faso'da IŞİD herhangi bir saldırının sorumluluğunu üstlenmedi. Bu da uzmanların bölgede IŞİD varlığına dair şüpheleri yalnızca bir varsayım olarak değerlendirmesine yol açıyor. Zira IŞİD'in genel metodu göz önüne alındığında, Burkina Faso'da bu denli yoğun saldırılar gerçekleştirdiği takdirde bu saldırıları üstlenmiş olacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle bölgede şu an için IŞİD'in varlığı göz önüne alınmıyor.

Saldırılara dair bilinmesi gerekenler

Burkina Faso'daki çatışma ortamı değerlendirildiğinde akla gelen en önemli sorulardan biri ise cihat yanlısı grupların saldırılarını neden üstlenmediği. Gerçekten de Burkina Faso'da cihat yanlıları bugüne dek sayısı yüzlerle ifade edilen saldırı gerçekleştirse de, bunların çok azı resmi olarak üstlenildi. Özellikle Ensar ul İslam'ın üstlendiği saldırı sayısı yok denecek kadar az. Ülkedeki bazı saldırıları da Mali'da faaliyet gösteren gruplar, yakın zamanlarda Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin üstlendi.
Burkina Faso'da gerçekleştirilen saldırıların yelpazesi oldukça geniş olsa da, genel olarak askeri konvoylara yönelik pusular ve el yapımı patlayıcı saldırıları ağırlıkta. Bunlara ek olarak bölgede yerel yönetim binalarına, polis karakollarına yönelik saldırılar düzenleniyor.
El Kaide'nin Burkina Faso'daki varlığına ciddi bir önem verdiğini söylemek mümkün. Grup Batı Afrika'dan yayınladığı son videoda ülkeye ciddi bir yer ayırmış, Burkina Faso hükümetini "Batı ile işbirliğine devam ederse saldırıları artırmakla" tehdit etmişti. Aynı zamanda El Kaide için Burkina Faso, savaşı Gine Körfezi'ne doğru taşımak için önemli bir basamak niteliğinde.
27 Aralık 2018 tarihinde Burkina Faso sınırında gerçekleştirilen ve büyük yankı uyandıran saldırıyı Nusret el İslam vel Müslimin'in doğrudan üstlenmesi, El Kaide'nin ülkeye verdiği önemi kanıtlar nitelikte.
Aynı zamanda okullara yönelik saldırılara da bir parantez açmak gerekiyor. Bölgede bilhassa gece vakitlerinde okullara yönelik saldırılar düzenlenerek resmi müfredat materyalleri ve okullar tahrip ediliyor. Ayrıca saldırıların gerçekleştiği bölgelerde sosyal ve siyasi açıdan ileri gelen kişilerin de saldırıların hedefinde olduğunu söylemek mümkün.
Ayrıca belirtmek gerekir ki cihat yanlısı gruplar alan hakimiyeti stratejisi izlemiyor. Bu sebeple valrık gösterdikleri bölgeler dışında kalıcı olarak ellerinde tuttukları, kendi yönetim sistemlerini uyguladıkları herhangi bir bölge bulunmuyor.
Saldırılar ülkenin Mali sınırında ve doğu bölgesinde yoğunlaşmış durumda. Özellikle kuzeydeki Soum ve güneydoğudaki Kompienga ve Gourma illeri sıklıkla saldırılara sahne oluyor. Burkina Faso güçleri en ciddi kayıpları askeri araçlara yönelik el yapımı patlayıcı saldırılarında veriyor.

Fransa müdahalesi ve bölgesel kriz

Ülkede artan saldırılar sonucu Fransa, 4 Ekim 2018 tarihinde bir hava saldırısı gerçekleştirdi. Ancak bu saldırıların devamı gelmedi. Burkina Faso, ülkesindeki saldırıların önünü almak için bölge ülkeleriyle ittifak arayışına girse de, hali hazırda bu ittifaklardan bir sonuç çıkmış değil. Zira bölge ülkeleri, kapsamlı bir otoriteye ve bölgedeki cihat yanlısı varlığı sınırlayabilecek bir askeri ağırlığa sahip değil.
Bu doğrultuda Burkina Faso'ya da sıçrayan cihat yanlısı akımın önünün alınamadığını ve gelecekte de bölge ülkelerinin bu doğrultuda problemler yaşayacağını söylemek mümkün.

Çatışmanın geleceği ve sonuç

Afrika'nın unutulan ülkesi Burkina Faso, uluslararası gündemde adından artık cihat yanlısı grupların varlığıyla söz ettiriyor. Birçok etken bir arada göz önüne alındığında, bu grupların varlığı Burkina Faso'nun tek başına kontrol altına alabileceğinden çok daha ötede.
Zira değerlendirmenin başında da belirtildiği gibi, cihat yanlıları 20 yıldan uzun süredir coğrafi avantajları kullanarak sınırları anlamsızlaştırmış halde.
Bölge ülkelerinin ne aralarında ne de devletlerin kendi içlerinde istikrarlı bir ilişki mevcut değil. Bu da büyük ölçüde yekpare bir organizasyon ağına sahip olan cihat yanlılarının elini güçlendiriyor. Sınırları yok sayarak bölgede rahatça hareket edebilen gruplar Burkina Faso, Nijer, Mali, Moritanya, Cezayir ve Libya'ya dek uzanan çok geniş bir alanda faal.
Lojistik arkaplanı bu kadar geniş olan düzensiz grupları Burkina Faso'nun tek başına mağlup edebilmesi ise oldukça zor, neredeyse imkansız.
Ülkenin güvenlik güçleri cihat yanlısı gruplara şu an için sadece geçici ve lokal bir yenilgi yaşatabilir. Bu gruplar ise sınırları kullanarak yeniden organize olma ve geri dönme opsiyonuna sahipler. Artık neredeyse gündelik olarak pusularla karşılaşan ve ağır kayıplar veren Burkina Faso güçlerinin, kayıpları tolere etme konusunda nereye kadar dayanabileceğini tahmin etmek zor.
Yerel ve bölgesel dinamikler aynı çerçeve içine alındığında, artan cihat yanlısı etkinliğin, siyasi ve sosyal krizler yaşayan Afrika ülkesinde daha da derinleşeceği tahmin ediliyor. Araştırmacıların ve ilgililerin, kıtanın bu unutulmuş ülkesini daha yakından takip etmesi gerekiyor.

Yorum Gönder

0 Yorumlar